Can Sıkıntısına Ne Yapılabilir? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bir Bakış
İstanbul’un o kalabalık, gürültülü ve hızla değişen ortamında, bazen kendini “can sıkıntısı” içinde bulmak kaçınılmaz oluyor. Mesela iş yerinde bir toplantı arasında otururken, evde yalnız bir akşam geçirdiğinde ya da toplu taşıma aracında boş bir zaman dilimi yakaladığında, farkına bile varmadan canımız sıkılabiliyor. Ama bu can sıkıntısı, sadece bireysel bir durum mu? Yoksa toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi faktörlerle nasıl şekilleniyor? Aslında can sıkıntısı, hem kişisel hem de toplumsal bir deneyim. Çünkü toplumdaki farklı gruplar, aynı durumu farklı şekillerde hissediyor ve buna karşılık farklı tepkiler veriyorlar.
Can Sıkıntısının Yüzeyi: Kişisel ve Toplumsal Bir Deneyim
Can sıkıntısı, bireysel bir duygu gibi gözükse de, aslında toplumsal yapılarla, sosyal normlarla ve kültürel alışkanlıklarla şekillenir. Bunu, özellikle sokakta yürürken ya da toplu taşıma araçlarında gözlemlediğimde çok net bir şekilde fark ediyorum. Mesela, bir kadın olarak sokakta ya da işyerinde boş bir zaman dilimi bulduğumda, can sıkıntısından nasıl başa çıkmam gerektiği konusunda sosyal normlarla karşı karşıya kalıyorum. Çoğu zaman, kadınların “boş vakit”leri daha az görülüyor ya da bu vakitler, ev işlerine, çocuk bakımlarına ya da ailevi sorumluluklara ayrılıyor. Hatta bir kadının boş vakti olduğunu gösteren herhangi bir davranış, genellikle eleştirilir.
İstanbul’da toplu taşımada gözlediğim bir şey var; metrobüste yolculuk yapan bir grup genç erkek, daha çok akıllı telefonlarında oyun oynuyor, müzik dinliyor ya da sohbet ediyor. Ama aynı durumu bir grup kadında gözlemlediğimde, genellikle onlardan biri telefondan oyun oynarken, diğerleri sosyal medyada gezinip ya da birbirleriyle konuşarak zamanı geçiriyorlar. Yani, erkeklerin boş vakitte genellikle bireysel eğlenceye yönelme hakkı daha genişken, kadınlar bu boş vakitlerini toplumsal bir bağlamda geçiriyorlar. Bu, bir çeşit baskı ya da sosyal normun bir yansıması.
Can Sıkıntısına Ne Yapılabilir? Çeşitli Yanıtlar
Can sıkıntısı, insanlar arasında farklı şekillerde hissediliyor ve bu durumu aşmak için de farklı yöntemler kullanılıyor. Herkesin ihtiyacı, yaşam tarzı ve sosyal koşulları farklı olduğu için, “can sıkıntısına ne yapılabilir?” sorusunun cevabı da değişiyor.
Örneğin, Türkiye’de ve dünya genelinde görülen eşitsizlikler, insanların boş vakitlerini nasıl geçirdiğini büyük ölçüde etkiliyor. İleriye dönük hedefleri olan bir işçi, evde kaldığı zaman daha çok ailevi sorumluluklarla uğraşırken, biraz daha rahat bir yaşam sürdüren bir birey, bu boş vakitlerini kişisel gelişim ya da hobilerle geçirebiliyor. Benim gözlemlerime göre, Türkiye’deki orta sınıf bireyler için “boş vakit” daha çok eğitim, kariyer gelişimi ve kişisel sorumluluklarla dolu olurken, düşük gelirli ailelerde ise daha çok ev içi aktiviteler ve günlük hayatta var olan zorunluluklar ön planda oluyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Can Sıkıntısı
Toplumsal cinsiyetin can sıkıntısına etkisi oldukça derindir. Kadınlar, toplumda genellikle daha fazla sorumluluk yüklenen bireyler olarak, can sıkıntısını hissettiklerinde bu boşlukları nasıl dolduracakları konusunda daha az seçeneğe sahipler. Özellikle anneler, evdeki çocuklarla, ev işleriyle uğraşırken, boş zamanları nadiren oluyor. Eğer bir anne, günün bir saatini sadece kendisi için ayırmak istiyorsa, çevresindeki insanlar genellikle buna olumsuz bakabiliyor. Ancak erkekler, evde yalnız kaldığında ya da bir boş zaman dilimi bulduğunda, genellikle kendilerine zaman ayırabilme fırsatına sahipler.
Bunun bir örneğini geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımın yaşadığı deneyimle gördüm. Çalışan bir anne olarak, çocuklarıyla ilgili olan yükümlülüklerin yanı sıra evde iş yaparken, bir yandan da kişisel zamanını nasıl geçireceğiyle ilgili büyük bir ikilem yaşıyor. Can sıkıntısı onu gerçekten zorlayıcı hale gelmişti, çünkü toplumsal normlar, onun boş vakitlerinde çocukları ve ev işlerinden başka bir şey yapmasını beklemiyordu. Bu durumda, bir kadının boş zamanını kendisi için kullanabilmesi, adeta bir lüks gibi görülüyor. Oysa erkekler için durum çok farklı. Sosyal normlar, erkeklerin boş vakitlerinde keyif yapmalarını daha kabul edilebilir kılıyor.
Sosyal Adalet ve Can Sıkıntısı: Farklı Sınıfların Yaşadığı Zorluklar
Birçok durumda, can sıkıntısının çözümü, sosyal adalet meselesine de bağlanıyor. Yüksek gelirli gruplar, boş zamanlarını kişisel gelişimle, sanatla ya da hobilerle geçirebilirken, düşük gelirli grupların bu şansı yok. Yoksulluk, bir tür can sıkıntısının temel nedenlerinden biri olabilir. Dünyanın dört bir yanında, düşük gelirli bireyler ve aileler, boş zamanları değerlendirme konusunda ciddi engellerle karşılaşıyorlar. Eğer bir aile günde 12 saat çalışıyorsa, onlar için can sıkıntısı, genellikle çalışacak ya da çocuklarına bakacak başka bir işin olmaması anlamına geliyor.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerde, yoksulluk içinde yaşayan bireylerin, boş zamanlarını yaratma şansı yok. Bu durumda can sıkıntısı, sadece bireysel bir deneyim değil, aynı zamanda bir sosyal sorun olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar boş vakitlerini değerlendiremediklerinde, psikolojik sorunlar da baş gösterebiliyor. Bu yüzden, sosyal adalet ve eşitlik, can sıkıntısının önlenmesi adına önemli faktörlerdir.
Sonuç: Can Sıkıntısı Bir Sosyal Sorundur
Sonuç olarak, can sıkıntısı sadece bireysel bir duygudan ibaret değil. Toplumsal cinsiyet, sosyal sınıf, kültür ve ekonomik durum, can sıkıntısına dair deneyimleri derinden şekillendiriyor. Boş zamanın nasıl değerlendirileceği, sadece kişisel tercihlerle değil, aynı zamanda sosyal yapılar ve toplumsal normlarla da şekilleniyor. Can sıkıntısına ne yapılabilir sorusu, bu toplumsal dinamiklerin daha çok farkına varmamızı sağlıyor. Herkesin eşit şekilde boş zamanlarını değerlendirme hakkına sahip olduğu bir toplumda, bu soruya vereceğimiz cevap da çok daha adil olacaktır.