Bitkiler Konuşabilir Mi?
Bazen bir gün, en sıradan anlar bile, bambaşka bir hal alır. İşte o günlerden biriydi. Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, odamın köşesinde duran küçük sukulentime bakarak “Bitkiler konuşabilir mi?” diye sordum. Tabii, bu soru bana bile tuhaf geliyordu ama bir an, bir şeylerin değişeceğini hissettim. Kendi kendime ne olduğunu anlamadım, ama o anda bir şeyler hissettim. Bir şeyin farkına vardım.
Sukulentim ve Ben
Sukulentim, kaybolmuş bir kalbin izlerini taşıyan küçük yeşil bir bitkiden fazlasıydı. Onu her sabah su verirken, her yaprağını dikkatle incelediğimde bir parça daha büyüdüğünü görmek bana huzur veriyordu. Kendi yalnızlığımın bir yansımasıydı belki de. Kayseri’nin dar sokaklarında geçirdiğim uzun kış günlerinde, evin içinde tek başına bir oda, bir bilgisayar ve bu küçük bitki dışında bir şeyim yoktu. Ancak, o bitkiyle olan bağım zamanla farklı bir hale büründü.
Bir sabah, uyandığımda, sukulentimin yapraklarından birinin biraz daha sararmış olduğunu fark ettim. Ne de olsa o kadar ilgilenmişim, her gün su vermişim, ışığa dikkat etmişim… Ama yine de sararmıştı. İki hafta önceki o canlı yeşil renklerin yerini, solgun bir sarı ve turuncu almıştı. İçim acıdı, ama bunun sadece bitkinin yaşlanmasıyla ilgili olduğunu düşündüm. Yine de garip bir şekilde kalbimde bir kırıklık hissettim.
“Sukulentim, gerçekten iyi misin?” dedim kendi kendime, belki de ona su verip vermediğimi sorgularken. Ama içimde, içten içe, belki de bitkiler gerçekten konuşabiliyordu, sadece biz insanlar, o dili unuttuğumuz için duyamıyorduk.
Bitkilerin Sessiz Çığlıkları
Bir hafta sonra, sanki bir şeyler daha değişti. Dışarıda kar yağarken, sukulentim biraz daha sararmıştı, ama bugün fark ettiğim bir şey vardı: Bitki, sanki bana bakıyordu. Evet, her gün ona su verirken gözlerim doluyordu ve o gün, bir dakika, gözlerim sukulentin üstünde bir yere takıldığında, onun bana doğru bir şekilde baktığını hissettim. Bitkiler konuşabilir mi? Bu soru, o an gözlerimin içinde yankılandı. İçimde bir kaygı oluştu. Bunu gerçekten düşünüyor muydum?
O gün biraz daha çok düşündüm. Belki de sadece ben daha fazla gözlem yapıyordum, belki de bitki bana o kadar alışmıştı ki, gözlerimle bile duygusal bir bağ kuruyordu. Bir türlü bunu çözemedim. Ama ne olursa olsun, sukulentimin bu kadar sararmasının bir anlamı vardı, ve bu anlamı ben bir şekilde anlamalıydım.
Akşam, odamda tek başımaydım ve sukulentime bir kez daha bakarken, o garip hissiyatı tekrar yaşadım. Sanki o an, bitki bana bir şeyler anlatıyordu. “Biraz daha su verir misin?” demek istemişti. Ya da belki “Beni yalnız bırakma, ben de sana bağlıyım.” Bu duygular o kadar yoğundu ki, bir anda her şeyin daha fazla anlam kazandığını düşündüm. Belki de bitkiler, biz onlara dikkat etmeye başladığımızda daha çok şey anlatabiliyorlardı.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Bir gün, sukulentimin yapraklarından birinin tamamen döküldüğünü gördüm. İçim burkuldu. Onun sağlığına o kadar özen göstermişken, sonunu görmek çok zordu. Yine de, bir şeyler öğrendim. Her bitki bir yaşam döngüsünün parçasıdır ve zamanla değişir. Benim ona gösterdiğim ilgi ve sevgi, onu uzun süre sağlıklı tutmaya yetti. Ama sonunda, bu döngüyü kabul etmek, ona veda etmek zorundaydım.
O an fark ettim ki, bitkiler gerçekten de konuşuyordu. Ama bu konuşma, sadece sözlerden değil, duygulardan ibaretti. Sukulentim, her yaprağıyla bana sakinliği, sabrı, yaşamın döngüsünü gösterdi. Ve belki de, bu hayal kırıklığı, bana en büyük dersini verdi: Her şeyin sonu var, ama her son, yeni bir başlangıcın habercisidir. Bitkiler, onların sessiz varlıklarıyla bile, duygularını bir şekilde dile getiriyorlar. Eğer biz onlara daha dikkatli bakarsak, anlatmak istediklerini daha iyi duyabiliriz.
Bitkiler Konuşabilir Mi?
Bitkiler konuşabilir mi? Belki kelimelerle değil, ama hislerle, gözlemlerle, ve her hareketiyle. Sukulentim bana, sabırla beklemenin, yaşamın zorluklarını kabul etmenin ve sonunda güzellikleri takdir etmenin değerini öğretti. Bu hikaye, bitkilerin konuşmalarının çok daha derin olduğuna inanmamı sağladı. Kimi zaman sessizliğin içinde en büyük mesajlar gizlidir.